
Daha Adil Bir YaÅŸam İçin Okul Aile İşbirliÄŸi
İnsan toplumsal bir varlıktır. DoÄŸumundan itibaren insanların birbirlerine gereksinimi vardır. ÇocuÄŸun annesine, gencin ailesine ve arkadaÅŸlarına, ailenin topluma, ulusların dayanışmaya gereksinimi vardır. Bunu böyle biliriz de yine de birbirimize adil davranmada her zaman baÅŸarılı olamayız. ÖÄŸrendiklerimiz insan iliÅŸkilerimizdeki tercihlerimizi etkiliyor. YaÅŸama biçimini kültürün oluÅŸturduÄŸunu biliyoruz. Kültür insanın genleriyle aktaramadığı ve yeniden öÄŸrenmek zorunda olduÄŸu bir süreçtir. Evrensel kültür, tüm kültürlerin paylaÅŸtığı ortak deÄŸerlere sahip olduÄŸu gibi “kültür farklılıklarına saygı duymak” gibi bir baÅŸka deÄŸeri daha bulunur.
Çevremizden gelen bir etkiye önce doÄŸal sonra da bizden öncekilerden öÄŸrendiÄŸimiz gibi tepki vermeye baÅŸlarız. Bu deÄŸiÅŸimde ilk ve en büyük etken ailedir. Sonra da yaÅŸamımızdaki önemli kiÅŸiler, örneÄŸin: öÄŸretmenimiz yada antrenörümüz gibi tepki vermeye baÅŸlarız. Zamanla nereden kazandığımızı unuttuÄŸumuz ancak kökeninde ailenin daha sonra önem verdiÄŸimiz kiÅŸilerin ve olayların etkisinde kalarak biz “kendimiz” oluruz. ÇaÄŸdaÅŸ biliÅŸim teknolojisi insanın etkilendiÄŸi “çevre”yi geniÅŸletti. Artık çocuk ve genç kendisini kolayca “evrensel çevre” içinde bulabiliyor. Yakın ve uzak çevresi ile olan çeliÅŸkileri görüyor, etkileniyor ve tepkilerinde sorunlar yaşıyor. GeniÅŸleyen çevresinin ortak ve olumlu deÄŸerlerini seçmekte güçlükleri var ve danışmanlara gereksinim artıyor. Öyle ya sınırları ortadan kalkmış bir dünyada bazan kutsal sayılan ve tartışılması bile sorun olan doÄŸrular olabiliyor. Aileler, öÄŸretmenler, toplumun etkin ve saygın kiÅŸileri ortak bir “adil yaÅŸam biçimi” deÄŸerlerinde birleÅŸebilir ve daha yaÅŸanabilir bir dünya kuramazlar mı?
Adil bir yaÅŸama biçimi geliÅŸtirilebilir mi?
Yasaların, insanların adil yaÅŸamlarını korumak için oluÅŸturulduÄŸunu görebiliyoruz. Din kuralları ve öÄŸretilerinin daha adil bir yaÅŸama biçimi üzerine kurulduÄŸu açık. İnsanları bir arada tutan deÄŸerler daha adil bir paylaşım için. Bütün bunlara raÄŸmen nasıl bu kadar çok adil yaÅŸam sorunlarımız olabiliyor? Algılanma ve benimsenme durumuna göre adil yaÅŸama kurallarını iki boyutta düÅŸünmek mümkündür. Birincisi toplumun yada bireyin dışında geliÅŸen ve bireyin onu “baÅŸkasının kuralı” olarak gördüÄŸü ve algıladığı kurallar. Bunlara “dış kurallar” diyebiliriz. İkincisi ise bireyin kendisinin sahip çıktığı “kendi kuralları”. Bunlara da “iç kurallar” diyebiliriz. Dış kuralları genellikle baÅŸkaları koyduÄŸu için onlara baÅŸkalarının uyması gerektiÄŸini ya da birilerinin kontrol etmesi gerektiÄŸi düÅŸünülür. Bu durumda dış kuralların yürümesi ve adil bir ortamın yaÅŸanması, kuralları denetleyen denetçinin sorunu olarak görülür. Bekçi varsa kurallar iÅŸler yoksa iÅŸlemeyebilir. Hakem yoksa oyun da yok. Çünkü kural hakemin kuralıdır. Polis yoksa trafik de yok. Çünkü Trafik kuralları trafik polisinin kuralıdır... İç kurallar ise bireyin gerçek yaÅŸamını düzenleyen kurallar olarak nitelendirilebilir. Bireyin arzuları, istekleri, zevkleri bu bireysel yaÅŸam kurallarını belirler. EÄŸer bireyler kuralla yaÅŸamayı bir yaÅŸama biçimi olarak benimseyebilirse “dış kurallar” “iç kurallar”a dönüÅŸebilir. Bu dönüÅŸüm nasıl gerçekleÅŸecektir? Ya da insanlar adil yaÅŸama kurallarını nasıl benimseyebilir ve adil bir dünya kurabilirler? İnsanın bireysel tercihleri nasıl adil yaÅŸama doÄŸru yönlenebilir? İnsan, ne kadar garip ve zor ÅŸeyleri yaÅŸamının bir parçası haline getirdiÄŸini görebiliyoruz. Sigara dumanını ilk kez ciÄŸerlerimize çektiÄŸimizde, ilk alkol kadehini yudumladığımızda neler hissettiÄŸimizi unutmak mümkün mü? Yanmakta olan bir yığın çöpün üzerine yaklaşıp dumanını içinize çekebileceÄŸinizi düÅŸünebilir misiniz? Ama bugün bunları yaÅŸama biçimi haline getiren insanların sayısı, nelere alışabildiÄŸimizin bir kanıtıdır. Bir ÅŸampiyon tonlarca ağırlıkları kaldırmak üzere antrenman salonlarında harcadığı zamanını, yaÅŸamayı düÅŸündüÄŸü birkaç saniyelik bir ÅŸampiyonluk için kullanır. ÅžampiyonluÄŸu tercih etmek bir yaÅŸama biçimini tercih etmektir. Adil yaÅŸam biçimini benimsemede en kalıcı etkiyi aile ve okul saÄŸlayabiliyor. ÇocuÄŸun okul öncesi ve ilköÄŸretimin ilk yıllarındaki doÄŸal süreç, egosantrizm dönemi olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde çocuk kendini yaÅŸamın merkezinde görme ve algılama dönemindedir. Böyle olmasına raÄŸmen dış etkenlere çok açık ve dış denetime bağımlıdır. YaÅŸam boyu deÄŸiÅŸmeyecek yapılanmanın gerçekleÅŸtiÄŸi “kritik dönem” ya da “iz bırakma dönemi” olan bu süreç, aile ve ilköÄŸretimin sorumluluÄŸundadır. İşte burada atılacak adil yaÅŸam tohumlarının, yaÅŸam boyu meyvesini verebilmesi mümkün olabilmektedir. Bu süreçlerde çocuÄŸun yaÅŸamında yer eden kahramanlarının etkisi yüksektir. ÖrneÄŸin: ÇocuÄŸun annesi, öÄŸretmeni, daha sonra örnek aldığı sporcular liderler gibi önemli kiÅŸilerin çocuÄŸun yaÅŸam biçiminde %58-67 etkili olmaktadır. Çocuk ailesinin uyguladığı yaÅŸam biçimini uygulamaktan zevk alıyor. ÖÄŸretmeni ya da antrenörü gibi davranmayı seviyor. EÄŸer aile ve çocuÄŸun yaÅŸamındaki “önemli kiÅŸiler”, adil bir dünya kurmuÅŸlar ve ondan zevk alıyorlarsa çocuk da aynı ÅŸeylerden zevk alabiliyor. Unutulmamalıdır ki çocuÄŸun kalıcı yaÅŸam biçimini sözler deÄŸil, davranışlar belirliyor. Antrenör rakip antrenör ve sporculara adil davranış örneÄŸi verirse o antrenörün sporcuları da aynı davranışları sergilemekten hoÅŸlanacaklardır. Gerçekten adil bir dünya gerçekleÅŸebilir mi? Bu belki de bir ütopya. Ancak daha yaÅŸanabilir bir dünya kurulabilir. Bu yaÅŸama biçiminin gerçekleÅŸmesi bir ideal bir amaç olabilir. Biz bu amacın belli baÅŸlı hedeflerinin gerçekleÅŸmesinde aile, öÄŸretmen ve çocuÄŸun yaÅŸamındaki “önemli kiÅŸiler”in etkili olacağını biliyoruz. Buradan hareketle adil yaÅŸam felsefesinin geliÅŸiminin, bu odakların geliÅŸimine baÄŸlı olduÄŸunu iddia etmemiz mümkündür. Toplumun adil(fair) yaÅŸam düÅŸüncesinin geliÅŸtirilmesi, yukarıda da belirtildiÄŸi gibi aile ve eÄŸitmenlerin iÅŸbirliÄŸi ile saÄŸlanabilir. Burada en etkili yol da ailenin katılımını saÄŸlamaktan geçer. Aileler çocuklarını eÄŸitimcilere göndererek onların eline önemli bir fırsat sunmaktadır. Çünkü her ailenin çocuÄŸu onlar için çok önemlidir. Çünkü onu kendi gelecekleri olarak görürler. Yemez yedirir, giymez giydirirler. Bu önemli gördükleri varlığın geliÅŸmesi de onlar için çok önemli olmalıdır. İşte burada eÄŸitim kurumları aileyi eÄŸitmek için de önemli bir fırsat yakalarlar. EÄŸitim, çocuÄŸu aileden koparmamalıdır. İkisi ayrı birer kurum deÄŸil bir bütünlük içinde çalışmalıdır. Çocuk adil davranış kalıplarını benimserken ikilem yaÅŸamamalıdır. Bu deÄŸerlerin oluÅŸmasında sorumlu kurum ve eÄŸitimciler alanlarının güvenilir uzmanlarıdır. DoÄŸru davranışların oluÅŸmasında aileye ve çocuÄŸa rehberlikte doÄŸru donanımına sahiptirler. Uzmanlıklarını aile ile birlikte oluÅŸturulacak iyi planlanmış bir programla sürdürebilirler. Okullarda yapılacak fair play çalışmalarda okul aile birliÄŸi önemli rol almalıdır. Hatta tamamen okul aile birliÄŸi tarafından organize edilmesi saÄŸlanmalı ve bu konudaki uzmanların yardımı istenmelidir. Beden eÄŸitimi öÄŸretmenleri, program uzmanları ve alanın pedagogları onların hizmetinde olabilir. Okul Aile birliÄŸi sahip çıkarsa, çalışma ve çabaların daha etkili ve kalıcı olabileceÄŸi düÅŸünülebilir. Böyle bir Fair play ya da fair yaÅŸam programı öncelikle iyi bir bilgilendirme ve heveslendirme ile baÅŸlamalı. Sonra tüm ailenin katıldığı bir fair play ya da daha sonra geliÅŸtirilecek bir “fair yaÅŸam” anketi (testi) uygulanmalı(Örn:Fair Play Quiz-European Fair Play Movement). Elde edilen sonuçlar aileler ve çocukların tartışmasına açılmalı. Toplantılara katılamayan ailelere, dokümanlar ve bilgilendirme yazıları gönderilmeli. Ailelerin baÅŸarıları ödüllendirilmelidir. Bu etkinlikler okulun tüm personeline yaygınlaÅŸtırılmalıdır. YaygınlaÅŸtırmada bir baÅŸka yaklaşım olarak da Fair yaÅŸam dedektiflikleri önerilebilir. Ancak bu dedektiflikler ailelerin ve çocukların, fair yaÅŸam(olumlu) tutum ve davranışlarını yakalamak için olabilir. Kesinlikle olumsuz yaÅŸam tarzını bulma ve cezalandırma üzerine kurulmamalıdır. Bilgilendirmenin sürekli ve güvenilir olması çok önemlidir. Dikkatli ve iyi organize edilmezse adil bir uygulama olmayabilir.
Toplumsal geliÅŸim için “Fair Play” etkinlikleri, sadece Play boyutunda deÄŸil, fair yaÅŸam boyutunda ele alınmalıdır. Oyun, fair yaÅŸam biçiminin geliÅŸiminde ancak bir araç olabilir. (*):Prof.Dr.Hasan Kasap |
Copyright ©2008-2009 - İzinsiz kopya edilemez, alıntı yapılamaz. - Tüm hakları KGSİM 'e aittir. tasarım ve programlama Nurullah